Sıcak bir Ağustos sabahı yolunuz Hatay'a düşerse, serinlemek için önünüzde öylesine çok seçenek var kil Denize girebilirsiniz. Bir otelin havuzu sizi bekliyor olabilir. Klimalı bir oda, soğuk bir içecek! iyisi mi, siz bunları bir kenara bırakın ve olabildiğince rahat bir pantolon, bir gömlek bir de yürüyüş ayakkabılarınızı giyin; çıkın dağlara doğru .. | ||||||||||
![]() | ||||||||||
Antakya'dan Samandağı'na doğru yola çıktık. Denize 25 km sonra ulaşabilirdik. Batıayaz sapağına geldiğimizde yol arkadaşımız Gani, direksiyondaki Yalçın'ı dağlara doğru yönlendirdi. "Hataylıyım demek için Hatay kentlerini, sahillerini, bilmek yetmez. | ||||||||||
![]() | ||||||||||
| Bu dağlar var yal Bu dağlarda yaşanan hayatlar, toprak altında kalmış, Büyük iskender dönemine ait kalıntılar yetmez, Yoğunoluk Köyü'nde yaşanan değişimi de görmek gerekir" dedi. Bizim Gani'ye itiraz edecek halimiz yok. Yalçın ise bıçkın bir Karadeniz delikanlısı. Ah, bir de Oğuzhan'ı denize yetiştirebilirsek, ötesi kolay dedik. Uyduk Gani'nin sözüne .. | ||||||||||
Kilisenin içeriden görünümü (ortada). Kilisenin süslü duvar ve giriş kapıları (altta).
|
Gelen turistlerin hayran kaldığı, köyün gurur duyduğu bir bina. Yollar kilittaşı ile döşenmiş. Atlılar geliyor; beş mi desem, on mu desem. Dağlardan gelip köyün sokaklarına doluşuyorlar. Üzerlerinde dolu çuvallar. Defne yaprağı köyün en önemli gelir kaynağı imiş. Vatandaş dağlardan toplar, sonra da köye gelen alıcılara satarmış. Biraz da zeytincilik gelişmiş. Köyün başka da bir geliri yokmuş. |
![]() |
uhtar Mehmet Karaca, 1870'li yıllarda buralara yerleştiklerini söylüyor. Yoğunoluk ve çevresindeki köyleri n 18üü'lü yıllarda padişah fermanıyla Mihail isimli bir Hristiyana verildiğini (vakfedildiğini), o tarihten sonra da buradaki binlerce dekar vakıf arazisinin köylüler tarafından kiralanarak işletildiğini belirtti. |
![]() |
![]() |
![]() |
|
Yıllarca bir arada ve birlikte yaşamalarına karşın, Hatay'ın Anavatan'a ilhakından sonra bu köylerde yaşayanlar göç etmişler. Boşalan köylere, daha kuzeydeki köylerde yaşayan Türkmenler yerleşmiş. Az aşağıdaki Vakıflı Köyü'nde hala Ermeniler yaşıyor ve gayet mutlular. Muhtar Mehmet Karaca anlatıyor, biz dinliyoruz. Öyle bir an geliyor ki, söz bitiyor. |
Musa Dağı eteklerindeki bu yeryüzü cennetinin olağanüstü güzelliği, bütün sesleri silip atıyor kulaklarınızdan. Hava serin. Köyün hemen aşağısındaki tandırda pişirilen biberli ekmeğin kokusu bütün dikkatinizi o yana çekiyor. Deniz Oğuzhan'ı bekliyor. Gani akrabalarıyla muhabbet ediyor. Yalçın acıkmış, tandırın yolunu gözlüyor. Erol durmadan fotoğraf çekiyor. Ben '? mı .... |
0 yorum yazılmıştır










